Devlet Demiryolları'nda uzun süre çalışmış olan Basri'nin oğlu olan Seyfi, filmin konusunun geçtiği yıldan 18 yıl önce Üniversite eğitimi gördüğü esnada, siyasi olaylarda gözaltına alınmış ve ansızın ortadan kaybolmuştur. Üstüne, üstlük Seyfi'nin annesi yani Basri'nin eşi de oğlunun kaybolmasının acısına dayanamamış ve kaybolduktan 6 yıl sonra ölmüştür. Tüm bu olaylar Basri'yi daha içine kapanık bir hale getirmiştir. Ancak Basri oğlunun bir gün geriye döneceğine olan inancını asla yitirmemiştir. Sürekli olarak oğlunun bulunması ve geriye getirilmesi için her ayın başında ve ortasında dilekçeler yazmaktadır.
Paris, Texas, 1984 Fransa - Batı Almanya ortak yapımı dramatik yol filmdir. Amerikalı oyuncu ve yazar Sam Shepard'ın yazdığı hikâyelerini topladığı ve 1983 yılında yayınladığı Motel Chronicles, City Lights adlı kitabından Senaryosunu L.M. Kit Carson'la birlikte uyarlayıp yazdıkları filmi Wim Wenders yönetmiştir.
Demiryol filmi, greve giden Demiryolu işçilerinin hikâyesini ele alır. Zorlu çalışma koşullarına ve ülkedeki ekonomik krizin etkilerine karşı bir işçi olan Hasan'ın (Fikret Hakan) önderliğinde birleşen Demiryolu işçileri greve giderler.
İşçilerin bu grevi devrimci güçler tarafından da desteklenir. Fakat işçiler ve örgütlü devrimciler arasında yöntem tartışmaları sürmektedir. Aynı esnada bir kamu işletmesi olmasına rağmen, iş dünyasının neredeyse tamamı grevi sonlandırmak için zorbalık uygulamaya başlar. Farklı sektördeki patronlar, bir araya gelip örgütlenerek, hatta Amerikalıların destek ve yardımlarını alarak grevi sonlandırmak için çaba göstermektedir.
Grev komitesinde yer alan Hasan ise bir yandan patronlar ve grev kırıcılarıyla, diğer yandan da farklı fraksiyonlardaki sol örgütlerin eyleme yönelik kıştırtıcı hareketleri ile uğraşmaktadır.
Aynı sırada Hasan'ın kardeşi Bülent (Tarık Akan), dahil olduğu silahlı sol örgütün militanlarıyla beraber bir süpermarketin yiyecek kamyonunu kaçırıp, içindekileri gecekondu mahallesinde dağıtırlar. Polisin takibi üzerine kaçan Bülent ve arkadaşları iki kız kardeşin yaşadığı bir eve sığınır. Genç kadınları rehin alan Bülent'in arkadaşı Selim sokakta polisle girdiği çatışmada öldürülür. Bülent ise ağabeyi Hasan tarafından bir krize yol açmadan evden ayrılması için ikna edilir. Ancak kısa süre sonra gizlendiği evde polis tarafından basılacak ve Bülent çıkan çatışmada öldürülecektir.
Patronlar, uygulattıkları kara propagandaya rağmen, her geçen gün güçlenen işçi dayanışmasını engelleyemeyeceklerini anlayınca, demiryolu grevinin merkezinde yer alan Haydarpaşa Tren Garını kundaklayıp yakarlar. Basının desteği ile garı komünistlerin yaktığı haberi yayılır. Fakat bu provokasyon işçileri dağıtmak yerine daha da kenetleyecektir.
Lisede edebiyat öğretmenliği yapmakta olan baba, ailesinin de onayını alarak istifa etmiştir. Kente yakın bir köyde aileden miras kalan bir eve taşınırlar. Çocuklar okullarına gidip gelirken baba da ailesini ayakta tutabilmek için çabalamaktadır, ancak işler pek yolunda gitmez. Bu esnada kayın biraderi kentte bir lokanta açmak için babaya borç verebileceğini söyler. Baba böyle bir iş için hazırlıklı olmamasına rağmen başka çaresi de olmadığından kabul eder, ancak lokantada da işler yolunda gitmez. Yalnız kalan anne evi terk eder. Baba ve çocuklar çok geçmeden hayatla başa çıkmanın bir yolunu bulurlar. Şehirle ev arasında gidip gelirken “hayal kurma oyunu” oynamaya başlarlar. Bu oyunlar onlara güç verir. Öte yandan bütün günlerini lokantada geçiren ve hayatları için çıkış arayan bir grup insanın da yolları aile ile lokantada kesişmiştir.
Adem Bey‘in vasiyetiyle misafirhane olarak hizmet veren malikâne, kasabada tekinsiz olarak anılmaktadır. Koskoca konakta tek başına yaşayan kâhya Hasan, konaklamak üzere gelenleri garip tavırlarıyla ürkütmektedir. Misafirleri bekleyen daha büyük tehlikeyse, her ayın 15'inde mezarından kalkan bir hortlağın malikâneye ziyaretleridir.
İlkel koşullar içinde yaşayan bir çiftin, Zelihan’la Necmettin’in öyküsü. Ağanın kardeşi Küçük Ağa, Zelihan’a tutkundur. Ona göz koyar. Ama Zelihan, henüz üç aylık körpe bir gelindir. Küçük Ağa, güzel Zelihan’ı baştan çıkarmak için para verir, ayna verir. Zelihan ne kadar karşı koysa da Küçük Ağa düşlerine girer. Bir gün Necmettin, yoksul evlerinde yakaladığı Küçük Ağa’yı, karısının gözleri önünde öldürür. Karısıyla birlikte cesedi, beyaz öküzün yatağı olan toprağın altına gömerler. Ama gene de Zelihan, Küçük Ağa’nın etkisindedir. Cesedin gömülü olduğu toprağın üzerindeki beyaz öküzü, Küçük Ağa ile özdeşleştirir... Bir gün onu okşayıp severken gören Necmettin, bu kez de beyaz öküzü öldürür.
Filmde, yaptığı işten dolayı etrafındaki insanlar tarafından yadırganan bir adamın yaşamı konu edilir. Mezar bekçisi olan Beşir, ailesiyle beraber mezarlıktaki bekçi evinde yaşar. Ancak karısı bu durumdan hiç memnun değildir. Beşir’in orman bekçiliğine geçmesini ister.
1970'ler. New York'un bir suç şehri olmaktan çıkmasına henüz on yıllar var. Polis gücüne yeni katılan hipi görünüşlü genç Frank Serpico'nun, birlikte devriyeye çıktığı arkadaşlarından tek farkı şehrin entel kesiminde yaşaması ve sakal uzatması değil, kesinlikle rüşvet almaması ve dünyayı daha iyi bir yer yapacağını sanmasıdır.Frank'ın tutumu bir süre sonra hem sokaktaki azıllı suçluları hem de onlarla işbirliği yapan çalışma arkadaşlarını rahatsız edecektir. Kirliliğin etrafını sardığını farkettiğinde, kokuşmuşluğun uzandığı yerleri görüp dehşete kapılacak ve kendi hayatının da tehlikede olduğunu anlayacaktır.